Zülkarneyn ile Doğuya Yolculuk

11 Temmuz 2017

Semine Demirci

Zülkarneyn’in doğuya yolculuğu böyle başladı.

Orada karşılaştığı kavmin güneşe karşı bir siperi yok. Güneşten başka örtüleri yok. Zülkarneyn orada herhangi bir tasarrufta bulunmuyor. Onları kendi hallerinde bırakıyor.

Doğu neyi temsil eder? Oradaki kavim ne anlama gelir? Siperi olmamak ne demektir? Zülkarneyn burada neden bir tasarrufta bulunmamıştır? Buradan alacağımız ders nedir?

Doğu, güneşin doğduğu ya da doğmaya hazırlandığı yerdir. Hep yeniyi simgeler. Verilen yeni günü, vaad edilmiş istikbali, geleceği temsil eder. Biz yeni güne ve yeni olan her şeye karşı sipersiz, korunaksız durumdayız. Gelecekte ne olacak bilmiyoruz. Olacaklara karşı bir siperimiz yok. Tamamen savunmasız ve bilgisiz durumdayız. Kontrol edebileceğimiz, kuşatacağımız ve korunabileceğimiz bir yer değil gelecek.

Bilmediği ve üzerinde tasarruf edemeyeceği şeyden korkar insan. Bu korku hep şimdi ve burada oluşunu zehirleyen bir diken ucudur. Habire insanın kalbine batar. Bu hal, ‘şimdi’yi, verildiği maksat üzere yaşamanın ve sonsuzluk duygusunu tatmanın önünde engeldir. İstikbal korkusu, tüm lezzetlerini acılaştırır. Bitmesinden, bir daha o lezzeti alamamaktan, kaybetmekten korkarken, an’ını acılaştırır. Bu acıyı bastırmak için, bu sancıdan kurtulmak için, geleceği garanti altına almak ister. Habire biriktirir, yığar, kaleler yapar, düşmanlar icad eder. Boş bir çabadır bu. Don Kişot gibi daha ne olduğunu fark edemediği puslu ufukların ardından devleşen canavarlarla savaşır. Hayali düşmanları yeneyim derken, elindeki an’a yenilir, şimdi’nin lezzetini elinden kaçırır, yaşamayı unutur.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir