Uzaktaki dünyam

11 Temmuz 2017

Sadık Kılıç

Rabbim, en içten dualarımla yakarıyorum: Varlık ışığımı söndürme; beni amaçsızlık çöllerine savurma.. Hayatımın, olması gereken olmasını lutfet… Gönül âlemimi, her gözyaşıma, her acıya, her eleme aç… Dallarla ağlayayım, sularla başımı ben de taşlara vurayım… Doğu’da ağlayayım, Batı’da ağlayayım… Gözyaşlarında ben olayım; hıçkırıklara karışayım.

“Uzaya asılı bir göz gibi, işte oradaki, benim mekan ve zamanımın boyutunu belirleyen dünyayabaktığımda, “Benim bütün varoluşum orada başlayıp bitemez.. Ben orada, başlamış, bitmiş ve nihayet, sonsuzluğu ve biteviyeliği içinde ruhumun kanatlanıp, belirli sınırları aştığı bu coşku, ahenk, tarifsiz keşif ve heyecan dolu; en büyük istek ve rüyalarıma mâsadak gibi olan bir akış ortasında orada bitmeye, tükenmeye, mekanik bir kafes içinde ‘bir zamanlar oradaydı…’ olmaya başkaldırıyorum”.

Düşünceme ve ufkuma çok küçük gelen bir sınır içinde kalıvermek: ruhumun, insanlık bilincimin boğulmasıdır bu…

Bir yerlerden, belki sonsuzdan geliyorum; şu anda trajik biçimde varım. Bir an gelince, ayak izlerimi buradan sileceğim. Ama ondan bir işaret daima kalacaktır. Bu ‘an’ içinde, şu görüldüğü şekliyle buradayım. Bu, ‘özel an’ bitince,oluşun ve zamanın başka boyutunda yine olacağım. Geride, çürümüş bir beden, bir tortu bırakırken, başka bir sürekliliğe gireceğim.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir