“Uhud bizi sever, biz Uhud’u…”

5 Ağustos 2017

Esma Özerdem

“Senin kalbinden sürgün oldum ilkin” diyor ya şair. Kalbinden sürgün olmak acıtır. Yağızım! Gül cemalim! Seni anlatmak mıdır bahtıma düşen, anlatabilir miyim ki, bilemem. Kaç gece, kim bilir kaç gece soframa düşen malayani ağıtlara ağladım, kaç uçurtma uçurdum gaflet semalarında, semalar benden habersiz değilken, ben semalardan bihaber, öyle sessiz, öyle süt liman şafaklarda sabahladım. Senin derdin kutsi iken, benim derdim zehir imiş, senin yaşın daha körpe fidanların yaşına denk iken, benim yaşım almış başını gitmiş.

Senin davan Hakk iken, benim davam sendelemiş, senin aşkın daha 5 yaşlarında başlamışken, benim aşkım tuzaklara düşmüş, sen böyle hançerli hayatın ufkunu nur kokan avlularında tazelerken, ben yarasalarla savaşmışım, sen böyle edepli bir ömrün iffet buraklarına binerken, ben Meryemliğimi unutmuşum, sana çok özür borçluyum, yağızım, sana borçluyum; elbette seçilmiştin, şimdi seçilmiş olamadığıma yanıyorum. Seçilmiş olmak için kalbimde büyük sevdalar barındıramadığıma, sevdalarımın hep siyahi kurşunların hedefi olup yağmalanmışlığına yanıyorum.

Sen masmavi göklere kanatlanırken 17’sinde, ben derme çatma odalarda mahpus kalmışım 37’imde. Sen ateşi gül eyleyen İbrahimlerin aşkına tutunmuşken, ben gülzarları har eyleyen bahçeleri yakmışım, sen Nemrutları sivrisineğe kurban eden dağ gibi imanınla koşarken ateşli gecede, ben korkak kaldırımların gölgesine saklanmışım, Sen Uhud’da Hamza olmaya niyetlenmişsin, ben niyetimi bozmuşum, sen kanatlı atların mihmandarlığında Kevser ırmaklarına koşmuşsun, ben yalan dünyanın kıskacında boğulmuşum.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir