Taşların Konuşması

11 Temmuz 2017

Hülya Ekinci

Dağın yamacında duran iki büyük kayanın arasında irili ufaklı taşlar vardı.

Bu yamaçta iri olanlar değil, küçük taşlar önemsenirdi. Sabah akşam iki büyük kaya küçük taşlarla kafa kafaya verir, rızıklarını ararlardı. “Taşlar da acıkır mı?” demeyin. Her bir toz tanesinin uçuşunu takdir eden âlemlerin Rabbi, herkese özel rızık belirler elbette. Kayalara bazen haşyet rüzgârı gönderir, bazen sevgi yağmurları indirir.

Binlerce yıl önce, magmanın koynunda bir bütün halinde, aşk alevinde yanarken, yeryüzüne çıkıp su ve havayla tanışmışlardı. Ama bunun bedeli ayrılık olmuştu. Ayrılık acısıyla inliyorlardı şimdi. Birlik halinde, aynı kıvamda erimişken, ‘sen-ben’ diye bir şey ilmezken, milyonlarca parçaya ayrılınca, aşk ateşinin sönmesinden muzdarip olmuşlardı. Küçük taşların büyük söz söylemesinin nedeni buydu. Çünkü büyük taşların acısı küçük, küçük taşlarınki büyüktü. Küçüldükçe ayrılık acıları çoğalıyordu.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir