Şehidin Şehid’e Şehadeti

5 Ağustos 2017

Necmettin Şahinler

Zât” yani “Ehadiyyet” mertebesi, Hakk’ın, Makam-ı Gayb’daki beşerin bilgisine ve idrakine asla konu olamayan bilinemezlik yönüdür veya başka bir ifade ile “Gizli Hazine” denilen halidir. Cümlede zorunlu olarak geçen “Hakk” ismi/adı, Ehadiyyet mertebesinde, “belirlenmemişlerin en belirlenmemişi” olan ve hiçbir sıfatı ve kendi Zât’ının yanında hiçbir bağıntısı olmayan varlığa, bu özel veçhesinden dolayı verilmiştir.

Ehadiyyet mertebesinde “tecellî” olmadığından “lâtaayyün/belirsizlik” halinde bulunan Hakk’ın –teşbîhi olmadığı gibi– tenzîhi de olmaz. Çünkü, bir varlığı tenzîh edebilmek için o varlığı nisbet ettirecek/benzetecek başka bir varlığa da ihtiyaç vardır. Bu, insan idrakinin aşılması mümkün olmayan kaderidir. İnsan, nesne üzerinde bir fikri olmaksızın, o nesneye yakıştıracak ya da onunla mukayese edecek bir imkanı olmaksızın herhangi bir şeyi bilmekten, onun üzerine konuşmaktan ve ona vukuf kesbetmekten acizdir. Hakk ancak “tecellîlerinin büründüğü suretlerde” fehmedilir, istidlal edilir ve ancak bu kayıtlarla bilinebilir. Bu nedenle Zât-ı İlâhî’nin kendisi ebediyyen “gizli bir hazine” olarak kalacaktır.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir