Erhan Dündar: Sessizliğin Feryadı

5 Ağustos 2017

Ayşe Kazancı

Evden çıktı Erhan. Yürümeye başladı. Ne uçak cayırtısını ciddiye alıyordu ne kurşun seslerini dert ediniyordu. Doğduğundan beri gözlerin içine bakmayı öğrenmişti. Gözlerin ardındakini okumayı sevmişti. Ruhun ruha dokunduğu yerdi orası. Başkaları sözüne sesine güvenirdi de öyle dokunduğunu sanırdı bir başkasına. Erhan sadece göz bebeklerine dokunmayı bilirdi gözbebekleriyle. Sesi yoktu;  sadece tebessümüyle konuşurdu. Boşlukları sesle doldurmayı sevmezdi; mesafe ölçü birimi bakıştı. Gözden ırak olmayı gönülden uzaklık saymazdı. Gözle yakın olanları gönle yakın bilmezdi. Gönüller arası mesafeyi gözbebeklerinin ardındaki sessizlikten ölçerdi.

***

O gece, yanımızda bildiklerimizin karşımıza çıktığı geceydi. O gece yakınımızda sandıklarımızın bize sonsuz uzak olduğunu anlamamıza karamaya başladı. Yakınlığın ve uzaklığın bedensel olmadığını kavrayacaktık o gece. Biraz Erhan olacakmışız ama Erhan’ın bundan haberi olmayacakmış. Ruhlar uzaklaşırsa, gövdelerin bitişikliğinin kâr etmediği dersini alacakmışız. Ailelerinden, kardeşlerinden, akrabalarından koparılmış insanların savrulmasına şahit olacakmışız.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir